Taze Gelin'in Defteri

Sadeleşme Bölüm 3: Yemek

27 Ekim 2016

tom-kha-gai-with-butternut-squash-minimalist-baker-recipes-vegan-glutenfree

Sadeleşme süreci sadece kıyafet toparlamak, evi düzenlemek, fazlalıkları evden çıkarmakla alakalı değil. Sadeleşme insanın bütün hayatına yayılması gereken bir süreç. Sadece giydiklerimiz, evimizde sakladıklarımız mı bizi ağırlaştıran, omuzlarımıza yük bindiren? İyi düşünün. Her kanser sonucu ölüm haberi aldığınızda “Biz de kanserden ölücez galiba” demiyor musunuz? Kış günü domatesi tüketimizi durdurmayıp “Eskisi gibi tadı kokusu yok domateslerin” diye hayıflanmıyor musunuz? “Bu kadar insana yetecek kadar tavuk nasıl yetiştiriliyor? Allah bilir ne yapıp üretiyorlar?” diye düşünmüyor musunuz?

Tüketim kültürü sadece tüketime yol açmıyor. Sağlığımızı bozuyor, dev çöp yığınları oluşturuyor, torunlarımıza berbat bir dünya bırakmamıza neden oluyor. Daha doğrusu buna biz neden oluyoruz.

Begüm Başoğlu ve Ege Erim’in yazmış olduğu SADE isimli kitabın Yemek kategorisi şu soruyla başlıyor: “Yemek sizin için ne demek?”

“Yemek bizler için, kimi aman duygusal bir sığınak, kimi zaman bir cezalandırma yöntemi kimi zaman bir ödül oluyor. Yemek, yemekten başka her şey olabiliyor.” Zamanla bütün bu duyguların arkasına sığınarak yediğimiz yemekler suçluluk duygusu ile geri dönüyor. Hem bedenimize hem de ruhumuza ağır bir yük oluşturuyor. Bu yüklerden arınmanın ilk yolu, yüklerin farkında olmak. Ne kadar yiyoruz? Hangi duyguları hissettiğimizde daha çok yiyoruz? Yalnızken mi daha çok yiyoruz yoksa tek başımızayken mi? Kitap bu soruların cevabını bulmabilmek için 1-2 hafta ne yediğimizi kaydetmemizin yararlı olacağını söylüyor.

Kitabın yemek kategorisi oldukça uzun. Bize verdikleri tavsiyeler ise şunlar:

  • Sadece gerçekten acıktığınız zaman yiyin.
  • Yavaş yiyin, bütün duyuları seferber edin ve iyi çiğneyin.
  • Yerken sık sık ara verin, çatalı ve bıçağı bırakın, ağzınızdaki lokmayı tamamen bitirmeden yeni lokmanızı hazırlamayın.
  • Yemek için ayırabileceğiniz zaman kısıtlıysa, en azından ilk 3-4 lokmayı fark ederek yemeyi deneyin.
  • Elinizi yumruk yapın ve midenizin boyutlarını kendinize hatırlatın. Tıka basa yemek yerine, yiyebileceğinizin %80’iyle yetinin.
  • Bir davette veya açık büfeyle hizmet veren mekanlarda tabağınızı tepeleme doldurmadan önce farklı yiyecekleri küçük porsiyonlarla alın, tadın ve beğenirseniz devam edin.
  • Çok fazla içecek tercihiyle karşı karşıya kaldığınız durumlarda kendinizi ve bedeninizi dinleyin, gerçekten neye ihtiyacınız varsa onu için. Su da yeterince lezzetli bir içecek olabilir.
  • Her ne yiyorsanız tadını çıkarın, sevdiğiniz bir şeyi yerken suçluluk duyuyorsanız içinizdeki sese dikkat edin. Kim konuşuyor? Neden suçlu hissediyorsunuz?
  • Asla yememeniz gerektiğini düşündüğünüz şeyleri evde/işte bulundurmayın.
  • Bedeninizin enerji ve besin ihtiyacını, aktivite düzeyinize göre ayarlayın. Evde oturduğunuz bir güne kıyasla dışarıda çeşitli işlerinizi halletmek için koşturduğunuz bir gün, bedeninizin yeme ihtiyacı farklı olacaktır.
  • Eve misafir çağırdığınız durumlarda 1 başlangıç, 1 ana yemek ve 1 tatlıda kalın! Ymeek davetlerini sadelikle çözmek üzere birkaç garantili tarifiniz olsun. Her biri lezzetli olduğu sürece 3 çeşit yemek yeterince doyurucudur.

Bütün bu madelerin tek tek neden uygulanması gerektiğine dair açıklamaları kitapta bulabilirsiniz.

Unutmayalım her şeyin aşırısı zarar. Ama maddi ama manevi bu zararlardan kaçınmanın en kolay yolu ise sadece ihtiyacımız olanı almak. Mevzu yemek olunca, dünyadaki aç binlerce insanı düşününce, ihtiyacımız olmayanı çöpe atmak ne kadar doğru? Hangi dine mensup olursak olalım, israf israftır. Buzdolabımıza çürümeye mahkum fazla meyve sebzeyi, son kullanım tarihi geçince çöpe atılacak yiyecekleri satın almayalım.

hungry-children

 

Sevgiler,

Taze Gelin.

 

 

 

 

 

 


Benzer Yazılar

Yorum Yok

Yorum Yazabilirsiniz