Sadeleşme Bölüm 3: Yemek

Sadeleşme süreci sadece kıyafet toparlamak, evi düzenlemek, fazlalıkları evden çıkarmakla alakalı değil. Sadeleşme insanın bütün hayatına yayılması gereken bir süreç. Sadece giydiklerimiz, evimizde sakladıklarımız mı bizi ağırlaştıran, omuzlarımıza yük bindiren? İyi düşünün. Her kanser sonucu ölüm haberi aldığınızda “Biz de kanserden ölücez galiba” demiyor musunuz? Kış günü domatesi tüketimizi durdurmayıp “Eskisi gibi tadı kokusu yok domateslerin” diye hayıflanmıyor musunuz? “Bu kadar insana yetecek kadar tavuk nasıl yetiştiriliyor? Allah bilir ne yapıp üretiyorlar?” diye düşünmüyor musunuz? Tüketim kültürü sadece tüketime yol açmıyor. Sağlığımızı bozuyor, dev çöp yığınları oluşturuyor, torunlarımıza berbat bir dünya bırakmamıza neden oluyor. Daha doğrusu buna biz neden oluyoruz. Begüm Başoğlu ve Ege Erim’in yazmış olduğu SADE isimli kitabın Yemek kategorisi şu soruyla başlıyor: “Yemek sizin için ne demek?” “Yemek bizler için, kimi aman duygusal bir sığınak, kimi zaman bir cezalandırma yöntemi kimi zaman bir ödül oluyor. Yemek, yemekten başka her şey olabiliyor.” Zamanla bütün bu duyguların arkasına sığınarak yediğimiz yemekler suçluluk duygusu ile geri dönüyor. Hem bedenimize hem de ruhumuza ağır bir yük oluşturuyor. Bu yüklerden arınmanın ilk yolu, yüklerin farkında olmak. Ne kadar yiyoruz? Hangi duyguları hissettiğimizde daha çok yiyoruz? Yalnızken mi daha çok yiyoruz yoksa tek başımızayken mi? Kitap bu soruların cevabını bulmabilmek için 1-2 hafta … Okumaya devam et Sadeleşme Bölüm 3: Yemek